Mevsimlerden Roma

  • Mutfak penceresinden dışarıya bakıyoruz... Bak yapraklar dökülmeye başladılar bile diyorum, belki değişik renklerde toplayıp bana getirirsin birkaç tane... Burnunu çekiyor.. Hava çok sıcak. Çok nemli.. Çok yapış yapış... Ama rüzgar var.. Güneş gökyüzünde ama gökyüzü grimsi... Anne bu mevsimin adı ne diyor.. Bu mevsimin adı Roma diyorum... (30 Ağustos 2007' Roma)
  • 25 Nisan 2008 Cuma... Merhaba! Ben geldim... Günlerdir yatıyorum kalkıyorum kendime bir etiket düşünüyorum. Gazete köşelerine, şiir kitaplarina, sevdiğim şeyleri not ettiğim kırmızı defterime bakıyorum. Hem esprili olsun, hem de ciddi... Biraz romantik, azıcık gerçekçi , Roma'dan olsun filan derken neuronlarım birbirine karışıyorlar biraz...    
  • "Zaman Sensin" desem, "Zaman Benim" desem, "Kum Saati" desem tam ortasından ikiye bölünmüş kalbimi anlatır mı sizlere, hani "gelirken bura için, gidince ora için, iki kez yaralandın, bir yarım yara için" diyor ya Özdemir Asaf... "Dahilden Gazel" olsa, "Etiketsiz Yazılar" koysam... O kadar önemsiyorum ki etiketimi inanamazsınız...
  • ... Hava çok sıcak... Sıcak ötesi, nemli yapış yapış... Acayip kavurucu bir rüzgar esiyor... Federico babasıyla çıkacağı küçük hafta sonu tatilinden hiç hoşnut değil... Yanaklarından süzülen yaşları siliyorum... Çok eğleneceksin biliyorum diyorum... 
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4

MPG'den...

Nükhet Z.'nin Öyküsü

21 Ekim 2009 Çarşamba

 

KUCUK BIR OYKU BU....

Kendisi koymus oykusunun adini Nukhet Z. 

 

Aslinda cok buyuk bir oyku bu...

 

Kararliligin oykusu...

Okuyun ve uzerinde iki kez dusunun derim ben size...

Aylari ve verilen kilolari sayin... Soyle basitinden bir hesap yapin...

Denge demistik degil mi?...

 

Sevgili Nukhet, kendine tesekkur etmekte cok ama cok haklisin... Harikasin... Gercekten harikasin... Kutlarim...

 

 

...................................................................................................................................................................

 

Merhaba,Ben Nükhet Z.

"zayıflamaya ben de varım" deyip sınıfa kaydolalı nerdeyse tam 6 ay oldu.

 

Başından beri takipteyim.

 

Mehtap Hanım "öykünü yazma vaktin geldi artık" dediğinde garip bir heyecan ve mutlulukla doldu içim.

 

Çünkü onun blogunda Bahar Hanım'ın ve Funda Hanım'ın öykülerini okuduğum ilk zamanlarda (ki defalarca okudum sanırım) böyle bir hikayeye sahip olabileceğime pek ihtimal vermiyordum.

 

Buna ister umutsuzluk deyin ister azimsizlik, isteksizlik her neyse belki de hepsi...

 

29 yaşındayım. Eczacıyım. Bir hastanede çalışıyorum.5 yıllık evliyim. 2 yaşını henüz dolduran bir oğlum var. 2 yıldır İstanbul'da yaşıyorum.

 

İnterneti mucize rejimler aramak dışında bir de oğlumla ilgili bilgiler toparlamak için kullanıyordum. İşte böyle bir blog takibi sırasında meripointteki linki tıklamamla başladı hikayem. Niye tıkladım hatırlamıyorum bile.

 

Mehtap hanım'ın blogunu ilk gezmeye başladığımda da "işte yine bir zayıflama blogu" demiştim kendi kendime. Böyle yazıları okumayı bırakalı aylar olmuştu. Ben umutsuz, iflah olmaz bir vakaydım ve derdime de çözüm yoktu işte. Bunu kabul etmiştim ve doğum öncesinden, hamileliğimden ve hatta doğumumdan sonra kalan kilolarımla mutlu mutlu depresyondaydım.

 

Kapatmak üzereyken bir kaç satır yazı ilişti gözüme. Kararlı ve güven verici sözler vardı yazılarda. Hazır oğlum da uyuyorken okuyayım bari dedim, ne kaybederim ki...Okudukça bir telaştır aldı beni, anlamsız garip bir telaş.

 

 

 

O anlar dün gibi gözümün önünde, 2009 Mart sonlarıydı.

 

Gittim kendime bol sütlü bir kahve yaptım ve oturdum, okumaya başladım arşivi. Farklıydı tarz üslup her şey farklıydı. Bu sefer olacak mıydı ?

 

13 Nisan sabahına ayarladım saatimi. evet bir pazartesiydi yine :). Pazar günü en yakın alışveriş merkezindeki KFC restoranında bol yağlı tavuklardan doyasıya yedim. Sonra tatlıcıda tavuk göğsü kazandibimi bir güzel mideme indirdim. alışveriş yaptım pazartesi için. çeşit çeşit ekmekler az yağlı peynirler, sütler, yoğurtlar, meyvalar aldım.metabolizma çayı için tarçın, karabiber aldım.

 

Pazartesi sabahı miladım oldu. Önce tartıldım ki uzun zamandır tartılmamıştım. Tam 83 kiloydum. Teaffuz etmek bile garip geliyor şimdi ama o zaman için çok normaldi hatta ben çoktan 90 olmuşumdur diyordum. 83 çıkınca sevindim bile. Hatta hiç unutmam Mehtap Hanım "158 boya 83 kilo çok fazla hem de çok fazla" yazmıştı da kendi kendime "90 da olabilirdim" diye telkinlerde bulunmuştum bilgisayar başında :)

 

Her zamanki yada hiç bir zamanki kadar istekle uygulamaya başladım bana söylenenleri. Evet ilk bir kaç gün gerçekten zorlandım. Aklıma gelip canım her istediğinde istediğim her şeyi yiyememek hele akşamları tv karşısında elim boş oturmak canımı gerçekten sıkıyordu ama denemem gerekiyordu bir kez daha.

 

Mehtap Hanım'ın da yazdığı gibi Perşembeye geldiğimde artık her şey daha da kolaylaşmıştı. Metabolizma çayımı düzenli olarak öğünlerden önce tüketiyordum. İş yerimdeki yemeklere bir süre ara vermem gerekti. Evden getiriyordum öğlen yemeklerimi termoslu saklama kaplarıyla. Böylece öğleye kadar yenebilecek sıcaklıkta kalıyordu. Zaten genelde zeytinyağlı sebze yemeği ve haşlanmış tavuk getiriyordum ki bunların da çok sıcak olması gerekmiyordu yerken. Salatamı yemekhaneden alıyordum. Renk renk meyvalarımı, bademlerimi fındıklarımı cevizlerimi her gece ertesi gün için porsiyonlar halinde hazırlıyor çantama koyuyordum. Akşam yemekleri zaten evde ve çok hafif geçiyordu.

 

Spor yapmaya pek vakit bulamamıştım ilk zamanlar. Ama kendime hareket imkanları yaratıyordum. Arabamı otoparkta en uzağa park ediyor, öğle yemekleri sonrası hastane bahçesinde yürüyordum. Asansör asla kullanmıyordum ne evde ne iş yerimde. Sık sık Mehtap Hanım'ın yazılarını okumam gerçekten motivasyonumu yükseltiyordu. 

 

Tabi bir de Confessa. Bilenler bilir confessa dönem dönem Mehtap Hanım'ın blogunda da çaldığı Adriano Celentano'ya ait bir şarkı. Blogu takibetmeye başladığım ilk günlerde de bu şarkı vardı fonda. Sonraları farkettim ki bu şarkıyı dinledikçe bir heyecan bir azim bir istek oluştuğunu farkettim içimde. gün içinde enerjimin düştüğünü ara ara artık yapamayacağımı düşündüğümde blogu açıp bu şarkıyı dinlemediğimi farkettim. ama tabi şarkı bir süre sonra değişti :)

Eşimin italyadaki bir arkadaşına sipariş attim hemen bu şarkının içinde olduğu Celentano cdsini. Per Sempreydi albümün adı. sanırım sonsuza kadar anlamına geliyormuş. İsminde bile motivasyona davet vardı :) Sonraları confessa neredeyse günümün her anı benimle oldu. sabah arabamada akşam işten dönerken hatta bazen iş sırasında bile dinledim bu şarkıyı. Benim motivasyon aracım bu şarkı oldu diyebilirim. Belki yavaş bir şarkıydı ama benim içimde inanılmaz bir heyecan yaratıyordu.

 

Size de tavsiyem belki bir şarkı belki bir özlü söz bir şeyler olsun hayatınızda size zafere giden yolda yardım edecek.

 

Neyse günler geçiyordu. Mehtap Hanım sürekli sorularımızı cevaplıyor, umut dolu yazılar yazıyordu. Bense sürekli takip ediyor soru soruyor sınıf arkadaşlarımın sorduğu benim aklıma gelmeyen ayrıntıları öğreniyor ve not alıyordum.

 

18 gün gerekiyordu davranışların alışkanlığa dönüşmesi için ve 21 gün sonunda artık hayatımın beslenme anlamında gerçekten değiştiğini farketmiştim.

 

Bu arada etraftan gelen saçma sapan tepkilere kulaklarımı tıkamış beni destekleyenlere her fırsatta minnettarlığımı bildirmiştim.

 

Bu konuda eşimin desteğini hiç bir zaman unutmam. Bana güvendiğini inandığını her fırsatta dile getirdi. Tatlıyı çok sevmesine rağmen bu süreçte asla yemedi. kendim için pişirdiğim yemeklerden başka ekstra bir yemek talebinde bulunmadı. zaman zaman sabahları erkenden kalkıp benimle yürüyüşe çıktı. Kendisinin hiç bir zaman kilo problemi olmamasına rağmen o da benimle bu hayata uyum sağladı. hatta artık kendini daha zinde ve güçlü hissettiğini bir süre sonra kendi de söyledi. Bunlar gerçekten güzel destek araçlarıydı benim için. Şanslıydım. Burada kendisine bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Mükemmel bir eş ve mükemmel bir baba olduğu için :)

 

Yaz tatili yaklaşırken artık insanlar bendeki değişimi farketmeye başladılar. Ben de artık 46 beden eteklerim belimden düşmeye başlayınca duyduğum mutlulukla gardırobun önünde oturup bir güzel ağladım bir sabah :) Hemen eteklerimi daralttırdım. Yeni etek yada giysi almak istemiyordum çünkü kilo vermeye devam edeceğimi biliyordum.

 

Bir yandan makarnalı yapmayı tercih ettiğim yeşil çorba bir yandan metabolizma çayı ıhlamur, yeşil çay, bir yandan mis gibi zeytinyağlılar, ızgara etler aslında hayat umduğumdan da lezzetli geçiyordu :)

 

Ilk başlarda içimde var olan dayanılmaz tartılma duygusuyla baş etmem çok zordu ama ona da alıştım. Mehtap Hanım ne derse harfiyen yerine getirmek için tüm yaşam enerjimi kullandım . hata yada eksik yada fazla yapmak istemiyorum. Ona olan güvenim sonsuzdu ve bu güven hiç bir zaman boşa gitmedi. O bu sayfalarda yüzünü görmediği, adını bilmediği insanlara yardım etmek için yapabileceği her şeyi yaptı.

 

Tatil yaklaştıkça gerçekten mutluluğum da artıyordu. kilo vermem devam ediyordu ve ben 1,5 yıldır görmediğim anneannemin yanına gidecektim. eminim bu değişimi o da farkedecek ve çok sevinecek hatta kutlamak için koca bir tepsi su böreği yapacaktı :)

 

Korkmuyordum bu defa tatile gitmekten . eskiden tatil demek rahatlamak ve kilo almakla eşdeğerdi benim için ama bu defa gerçekten her şey çok farklıydı. 15 günlük tatil boyunca hemen her akşam yürüyüş için sahile gittim. hemen her sabah anneannemin yaptığı güzel hamur işlerinden tattım ama makul miktarlarda. bol bol su içtim. metabolizma çayına ara verdim onun yerine ıhlamur ve yeşil çay içtim. tüm yüksek kalorili yiyecekleri yememi öğle öncesine ayarladım sonra aynen zeytinyağlı balık salata meyva yoğrut yemeye devam ettim. Bol bol su içtim. Böylece tatilde ne katı bir rejim derdinde oldum ne de ufak lezzet kaçamaklarından men ettim kendimi.

 

İşin sırrı dengedeydi ve ben gerçekten dengenin doruklarında bir tatil yaptım. Döndüğümde 1 kilo verdiğimi gördüğümde nedense pek şaşırmadım.:)

 

Bugün 10 Ekim 2009 Cumartesi. Önce sağlık deyip sınıfa kaydolalı tam olarak 6 ay oldu.

 

 

Yaşım:29 Boyum:158 cm. 5 yıllık evliyim. 2 yıl önce doğum yaptım.

 

13.04.2009: 83 kg

 

25.09.2009: 57.5 kg

 

25 kg verdim ben.

 

İnanmak zor olsa da verdim.

 

Uzun yıllar sonra ilk defa bir şeyi gerçekten başardım. Ben yaptım, biz yaptık.

 

Mehtap Hanım'la başardık.:)

 

Dün 38 beden bir etek aldım.

 

Evlendiğimde giydiğim S beden eşofman altımı giydim yazıyorum bunları :)

 

Darısı kalan 3,5 kg.a

 

Bu beslenme biçimine başlamamış olan arkadaşlarıma sesleniyorum.

 

Sayfanın sağında etiketler başlığını bulun ve "önce sağlık" etiketini tıklayın. çıkan yazıları kronolojik olarak okumaya başlayın. ama yorumları atlamayın onları da okuyun. sorulan soruları, Mehtap Hanım'ın hemen yada bir sonraki yazısında verdiği cevapları dikkatle okuyun. notlar alın. başarı öykülerini tekrar tekrar okuyun.

 

Olmaması için imkan yok, olamasaydı benimki olmazdı.

 

Herşey için herkese, eşime, Mehtap Hanım'a ve de özellikle kendime teşekkür ederim ...:)

.

.

.

22 Ekim 2009'Roma