Mevsimlerden Roma

  • Mutfak penceresinden dışarıya bakıyoruz... Bak yapraklar dökülmeye başladılar bile diyorum, belki değişik renklerde toplayıp bana getirirsin birkaç tane... Burnunu çekiyor.. Hava çok sıcak. Çok nemli.. Çok yapış yapış... Ama rüzgar var.. Güneş gökyüzünde ama gökyüzü grimsi... Anne bu mevsimin adı ne diyor.. Bu mevsimin adı Roma diyorum... (30 Ağustos 2007' Roma)
  • 25 Nisan 2008 Cuma... Merhaba! Ben geldim... Günlerdir yatıyorum kalkıyorum kendime bir etiket düşünüyorum. Gazete köşelerine, şiir kitaplarina, sevdiğim şeyleri not ettiğim kırmızı defterime bakıyorum. Hem esprili olsun, hem de ciddi... Biraz romantik, azıcık gerçekçi , Roma'dan olsun filan derken neuronlarım birbirine karışıyorlar biraz...    
  • "Zaman Sensin" desem, "Zaman Benim" desem, "Kum Saati" desem tam ortasından ikiye bölünmüş kalbimi anlatır mı sizlere, hani "gelirken bura için, gidince ora için, iki kez yaralandın, bir yarım yara için" diyor ya Özdemir Asaf... "Dahilden Gazel" olsa, "Etiketsiz Yazılar" koysam... O kadar önemsiyorum ki etiketimi inanamazsınız...
  • ... Hava çok sıcak... Sıcak ötesi, nemli yapış yapış... Acayip kavurucu bir rüzgar esiyor... Federico babasıyla çıkacağı küçük hafta sonu tatilinden hiç hoşnut değil... Yanaklarından süzülen yaşları siliyorum... Çok eğleneceksin biliyorum diyorum... 
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4

MPG'den...

NOEL BABA'YA OZEL DAVET...

18 Aralık 2012 Salı

 

Sevgili Noel Baba,

 

Dun Federico ve Antonio ile sehri dolastik. Ben sehrin her kosesine yerlestirilmis yilbasi agaclarinin fotograflarini cektim, 

 

Federico Via del Corso’daki antikacidan Sri Lanka, Singapur, paralari aldi. Gusto’da oglen yemegi yedik,

Antonio yemekte pecorino sarabi icti, kotu park ettigi icin 80 euro trafik cezasi aldi. Ama ne yapalim... 

Sonucta cok keyifli bir gun gecirdik.

Ortalik senin kiyafetini giymis dolasan insanlarla doluydu…

Kimi birseyler satiyor, kimi para istiyor, kimi de sirinlik yapiyordu…

Cok merak ediyorum… 

Norvec’li de olsan, Isvec bayragi tasiyorsun, dunyanin her yerine seyahat ediyorsun, en iyi  magazalara, en muthis modacilarin atolyelerine girip cikiyorsun… 

Bikmadin mi bu komik kiyafetten…? Yani artik yenilensen, degissen, tazelensen diyorum…

Bir kere o ne gobek oyle…!

1700 yasinda filan olmalisin… Bu kadar kilo sagligini tehlikeye sokmuyor mu? Yazik degil mi Ren geyiklerine? Kolay mi seni tasimak o incecik bacaklarla? Hani birgun bir bacanin birinde takilip kalacaksin, hepimiz uzulecegiz durduk yerde…

Biliyorum cok calisiyorsun, duzenli bir hayatin yok, gokyuzunde ren geyikleriyle cekilen bir arabada seyahat ederken, fast food dahil ne bulursan onu yiyorsun ama hicbir sey senin sagligindan daha degerli degil ki...

Artik kendine biraz dikkat etsen, soyle guzel bir diyet yapsan, zayiflasan diyorum... 

Hic oyle babalar gobekli olur filan deme lutfen… 

Demirel’in gobegi vardir, benim babam da birazdan biraz fazla gobeklidir ama Orhan Gencebay’in, Muslum Gurses’in oyle kilo problemleri filan yok… Zaten benim hatirladigim baska baba da yok…

 

Soyle hafif genc isi kirli sakal biraksan, daha “elegan casual” bir stil bulsan, biraz fitness yapsan daha iyi olmaz mi?

 

Bak kilolu insanlar hep sevimli, cok iyi, gulduren, gulumseten imajlara sahip oldular… Ama onlar film…

           

 

Sen sagligini dusunmek, kendine bizim icin dikkat etmek zorundasin…

Roma’ya gel, ben sana guzel bir diyet hazirlayayim… Istersen iyi modacilardan randevu aliriz, seni cok iyi bir berbere gotururum, guzel bir yerde yemek yeriz, 

hatta Via Condotti’de yuruyus yapariz, hem ben acaip hava atarim 

 

herkese, hem de herkes dunya gozuyle Noel Babayi gormus olur…

 

Ne guzel olur…

 

Unutmadan soyleyeyim… Bu yasimdan sonra birden bire sana inanmaya basladim, ve bu sene sana ben de bir mektup yazdim… Cok birsey istemiyorum aslinda… Chanel siyah bir gozluk, siyah deri eldiven, Piquadro bilgisayar cantasi, Chanel kirmizi bir ruj ve oje... Soyluyorum kusura bakma, cunku modadan filan hic anlamiyorsun, ruj markalarini nereden bileceksin?…

 

Bizim evde somine yok, nereye gelecegini soyle, ben seni karsilarim…

Heyecanla bekliyorum… Ben senin diyetini hazirlamaya baslayayim bu arada…

Federico da sana selam soyluyor… Noel Baba’ya inanmiyorum ama sen yine de selam soyle dedi bana…

Roma’dan sevgiler yolluyoruz ve bekliyoruz…

 

 

 

 

P.S: Ocak ayinda hep birlikte yeni bir grup olusturacagiz ve beslenme konusunda bildiklerimizi, hayatimiza gecirecegiz. 

Istersen ona da katilabilirsin, secim senin...

 

18 Aralik 2012’Roma