Mevsimlerden Roma

  • Mutfak penceresinden dışarıya bakıyoruz... Bak yapraklar dökülmeye başladılar bile diyorum, belki değişik renklerde toplayıp bana getirirsin birkaç tane... Burnunu çekiyor.. Hava çok sıcak. Çok nemli.. Çok yapış yapış... Ama rüzgar var.. Güneş gökyüzünde ama gökyüzü grimsi... Anne bu mevsimin adı ne diyor.. Bu mevsimin adı Roma diyorum... (30 Ağustos 2007' Roma)
  • 25 Nisan 2008 Cuma... Merhaba! Ben geldim... Günlerdir yatıyorum kalkıyorum kendime bir etiket düşünüyorum. Gazete köşelerine, şiir kitaplarina, sevdiğim şeyleri not ettiğim kırmızı defterime bakıyorum. Hem esprili olsun, hem de ciddi... Biraz romantik, azıcık gerçekçi , Roma'dan olsun filan derken neuronlarım birbirine karışıyorlar biraz...    
  • "Zaman Sensin" desem, "Zaman Benim" desem, "Kum Saati" desem tam ortasından ikiye bölünmüş kalbimi anlatır mı sizlere, hani "gelirken bura için, gidince ora için, iki kez yaralandın, bir yarım yara için" diyor ya Özdemir Asaf... "Dahilden Gazel" olsa, "Etiketsiz Yazılar" koysam... O kadar önemsiyorum ki etiketimi inanamazsınız...
  • ... Hava çok sıcak... Sıcak ötesi, nemli yapış yapış... Acayip kavurucu bir rüzgar esiyor... Federico babasıyla çıkacağı küçük hafta sonu tatilinden hiç hoşnut değil... Yanaklarından süzülen yaşları siliyorum... Çok eğleneceksin biliyorum diyorum... 
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4

MPG'den...

BAS GAZA SEVGILIM, BAS GAZA...(6. LİSTE - 3 HAFTA /SLOW-FAST-SLOW)

4 Mart 2013 Pazartesi

 

Boyle bir sarki var miydi yoksa ben mi uydurdum bilmiyorum…  

Yasamin kalitesini dusurmemek icin aslinda sevgilim (hani mesela diyorum) rallici degilse,  normal bir hizla araba kullansa, daha az kosturarak yasasam, nefes nefese bir isten oburune, bir konudan digerine atlamasam, secimlerimi dusunerek yapsam, lokmalarimi yeterince cigneyerek yutsam, bogazim 9 bogum olsa ve esip kopurmeden soylesem soyleceklerimi ne guzel olurdu…

Yasantimiz cok frenetic, o kadar hizli yasiyoruz ki, yasadigimizi anlamadan bitiyor payimiza dusen gunler, bonusumuz yok, yedegi  yok, artik yil filan yok… Bitiyor…

 

 

 

Gazeteci arkadasim Roberto ile cok onemli bir besin fuarindayiz. Stendlerden birinde benim daha once onlar icin bir konferans verdigim, zeytinyagi ureticisi bir grup var, onlarla selamlasiyoruz. Yanlarindaki bir bayani tanistiryorlar benimle, doctor bilmem kim diye. Selamlasiyoruz, bana hemen kartini veriyor, benim kartim  yok  verecek, kendimi tanitmak gibi bir cabam zaten olmadi hic, mutevazi bir sekilde calisiyorum ve yasiyorum. Bana verilen karta bir goz atiyorum, “slow medicine uzmani” yaziyor uzerinde. 

 

Oldugum yerde durup, “cok merak ettim, uzmanliginiz nedir ?” diyorum… Slow medicine uzmaniyim” diyor doctor bilmem kim… Okumayi biliyorum ama yani ?” diyorum.  Sesimin buzlugu beni bile donduruyor.

Roberto kolumu cekistiriyor, “sana olaganustu bir siyah bira tattiracagim” diyor. “ Yani ? “  diye yineliyorum sorumu… “Yanisi cok basit diyor cevap olarak doctor bilmem kim,  “doktorun hastasini dinledigi,  ona cok uzun zaman ayirdigi, gerekirse hastasinin ailesini tanidigi, onun sorunlarina egildigi bir tip benim uzmanligim” diyor. Gulumsuyorum, pardon, lutfen sozunuzu unutmayin diye cebimden I phonumu cikartiyorum, bir mesaja bakar gibi ariyorum,  asistanim google bana bu doktor hanimin aslinda veteriner oldugunu soyluyor,  beslenme gruplarinin uyesi, ve slow medicine uzmani (!)… Roberto firtinayi seziyor ve hadi bira tadacagiz diyor, ben sadece gulumsuyorum. 

"Ne kadar hos bir uzmanlik dali" diyorum, "hele hastanin ailesi ile dost olmak, mesela cocuklarin karnelerini filan kontrol etmek, mesela 1 gunde 50 hasta bakan bir doktor icin ne kadar muthis bir ozellik. Komadaki hastalar, acil servislerin kirmizi kodlu odalari, kollarinda kemoterapi serumuyla gozleri kimseyi goremiyecek derecede endiseli hastalar, buyuk ameliyatlarin sabahlari odasinda endise ile bekleyenler  filan kimbilir ne kadar mutludurlar sizin slowlugunuzdan".  Roberto’nun koluna giriyorum,” hadi bira tatmaya” diyorum.  

Olaganustu bir siyah biradan tadarken diyorum ki, hastayi dinlemek elbetteki sart, ama hastanin hastaligini dinlemek ve anlamak gerekli, cocugunun gelinlik provasini degil, vakit yok, gozden kacar, gecikir tani da tedavi de. Hasta ile doktor arkadas degiller, olmalarina da gerek yok. Karsilikli olarak birbirlerine saygi gosterecekler ve doktor doktorlugunu en iyi sekilde yapacak, hasta da iyilesme umuduyla doktoruna inanacak. Ve kimse ama kimse oturup boyle “doktorculuk”  oynamayacak… 

“Hav hav hav” diyor cevap olarak. Gulumsuyorum…  Sen o zaman doktor hanimin yaninda kalsaydin, slow slow anlatirdin diyorum.

Yani hiz da dengede olmali, yavaslik da… Yerinde, gerektiginde slow, gerektiginde de hizli olmak zorundasiniz. Iste biz simdi metabolizmamizi sasirtacagiz, hem “slow” hem “fast” ama aslinda tam gaz calistiracagiz.

Eger hedefiniz zayiflamaksa, uyguladiginiz butun diyetlerde bir sure sonra zayiflama hiziniz duser, almazsiniz ama vermezsiniz de... Bizim sonuclarimiza bakinca, boyle bir dusus yasamadigimiz gibi, bugun Seda’nin da bana hatirlattigi gibi 10 kilolar artik bizim icin neredeyse siradan sonuclar…  Ne kadarlik surede? Ne yaptiniz? Ne kadar aclik cektiniz? Uzak durdugunuz, asla yemediginiz ne vardi bu kadarcik surede?

Simdi 3 haftalik yeni bir surec…

Slow, fast ve slow olmak uzere 3 hafta.

Fast haftanin sonunda tartilacaksiniz.  

 

SLOW WEEK YANI YAVAS HAFTA ( 4-10 MART):  

Bizim bu hafta yaptigimiz sey, buyume hormonunun (GH) bioritminden faydalanarak, vucuttaki yaglarin harcanmasina yonelik bir program.

Yaptigimiz sey , aksam saat 18.00’den sonra karbonhidrat almamak... Buna meyve de dahil... Guzel bir kahvalti (ilk haftanin kahvalti secenegi cok uygun), orta dereceli bir oglen yemegi (sebze, protein agirlikli ama pirinc, bulgur, patates veya ekmegi haric tutmadan ve protein miktarini abartmadan)... Ara ogun sadece  1 kez ve sabah-oglen arasi...)

Yani;

KAHVALTI:

cay+ekmek+peynir+zeytin+domates+salatalik+maydanoz+nane+ 1 tatli kasigi bal veya recelli bir kahvalti, haftada iki gun yumurta eklenebilir, omlet yenebilir, haftada birgun kek ve sutlu kahve olabilir ya da evde yapilmis pogaca ve cay.

ARA OGUN:

meyve ve ceviz, hatta iki yarim meyve ve iki ceviz. Diyelimki is yerinde 3 arkadas birlikte ara ogun yapiyorsunuz. 3 ayri renk meyve (kiwi-portakal ve muz ornegin + 6 tane ceviz)

OGLE YEMEGI:

haftada 1 kez kuru fasulye +pilav (5+4) nohut+pilav seceneginiz veya iki dilim borek +ayran seceneginiz var,

veya

 4 kofte+evde yapilmis 3 kasik pure (sadece sutle yapin, yag koymayin lutfen) Ve salata

veya 

corba + herhangi bir sebze yemegi

veya 

balik, tavuk ya da kirmizi et ama mutlaka sebze veya salata ile, onden bir kucuk kase corba icilebilir.

Yani hersey var, bazi seyler biraz olculu olarak var ama var. Siz benim verdigim secenekler ile kisitli kalmayin. Bulundugunuz ulkede, yasadiginiz sehirde bulabildiklerinizden kendi seceneklerinizi yaratin. Ama etli fasulye yapmak yerine, pirasayi tercih edin ornegin. Ya da kapuska yapin, kis turlusu yapin.

IKINCI ARA OGUN:

belki bir fincan cay + iki biskuvi olabilir. Yemeseniz daha iyi.

AKSAM YEMEGI:

yenebilecek en erken saatte yenecek ve sadece et+sebze+salata olacak. Aksam meyve biskuvi, tatli, kuruyemis filan yok.

 

FAST WEEK (11-17 Mart)  

Guzel bir kahvalti, oglen ve aksam karbonhidrat yok...)(Bu aynı zamanda çok kaçırılmış ornegin cok buyuk bir pizza yenmis günün ertesi icin de  geçerlidir.)

Guzel ve her zamanki gibi degisik secimlerle kahvaltinizi yapiyorsunuz,  oglen yemegi de dahil olmak uzere, ekmek, pilav, makarna, patates, borek, tost filan yemiyorsunuz. Mutlaka protein de iceren bir sebze yemegi (etli fasulye gibi, ama etli dolma degil ornegin) ya da izgara et, izgara balik yiyorsunuz yanindaki sebze garniturunu hergun degistiriyorsunuz ve her zamanki gibi yaklasik 1 kasik zeytin yagi ile pisiriyorsunuz yemeklerinizi. 

 

Aksam yemeginde yenecek olan balik, tavuk, izgara et ve sebze veya etli sebze yemegi...

Aclik duygusunun olmamasi gerekir, varsa almaniz gerekenin altinda protein aldiginiz icin olma olasiligi yuksektir...

 

FAST WEEK’in son gunu,  tartilacaksiniz – Ve 1 hafta daha slow week yapacaksiniz. 

Bu donemde metabolizma cayi icmenizi hararetle oneririm. Sadece tansiyon problemi olanlar lutfen dikkat etsinler, tansiyon dusuklugune yol acabilir. 

 

Metabolizma cayi:

1 elma, kabuklu olarak 4’e bolunecek

1 limon, 4’e boluncek

1 cubuk tarcin

1 tatli kasigi tane biber (asla ve asla toz karabiber degil)

2 karanfil

3 litre suda, su yarilanana kadar pisirilecek. Elmalar ve limonlar ezilebilir ama aman dikkat, tane karabiberleri zmeyin- Sonra soguk ya da sicak olarak 1 fincan yemeklerden yarim-1 saat once icilecek.

Bu arada su icmeyi ve ne kadar olursa olsun hareket etmeyi ihmal etmeyin...

.

 

Bugune kadar bu blogda soylediklerimin hicbiri ozellikle zayiflamak icin verilen diyet ornekleri degildir. Onlar kisiye ozel hazirlanir, pek cok faktorun goz onune alinmasi gerekir, daha rijid donemlere gereksinim duyabilir.

 

Ama sizler sadece aldiginizla harcadiginizi dengeleyerek, beslenme tarzinizi biraz duzene sokarak, kendiniz ve yakininizdaki herkes icin cok akllica bir secim yaptiniz, ustune ustluk bir de zayifliyorsunuz. 

 

Yarin bu grubun ilk oykusu geliyor. Bu bir baslangic oykusu, ara oyku. Tam tamina 12 kilo. Ama ben susacagim, o anlatacak...

 

Ben yaptiklarimizdan cok hosnutum, siz de kendinizle gurur duyun.

 

Roma’dan sevgilerimle

 

3 Mart 2013’Roma

Bilgi ve Uyarı

Bu bölümde yer alan listelerin tamamı "Mehtap Pasin Gualano - Mevsimlerden Roma" bloguna aittir. Kaynak göstermeden alıntı yapılmaması gerektiğini ve ayrıca listeleri uygulayacak kişilerin sağlık kontrollerini tamamlamadan ve doktorlarının iznini almadan sözü geçen listeleri uygulamaya başlamamalarını önemle hatırlatırız.