Mevsimlerden Roma

  • Mutfak penceresinden dışarıya bakıyoruz... Bak yapraklar dökülmeye başladılar bile diyorum, belki değişik renklerde toplayıp bana getirirsin birkaç tane... Burnunu çekiyor.. Hava çok sıcak. Çok nemli.. Çok yapış yapış... Ama rüzgar var.. Güneş gökyüzünde ama gökyüzü grimsi... Anne bu mevsimin adı ne diyor.. Bu mevsimin adı Roma diyorum... (30 Ağustos 2007' Roma)
  • 25 Nisan 2008 Cuma... Merhaba! Ben geldim... Günlerdir yatıyorum kalkıyorum kendime bir etiket düşünüyorum. Gazete köşelerine, şiir kitaplarina, sevdiğim şeyleri not ettiğim kırmızı defterime bakıyorum. Hem esprili olsun, hem de ciddi... Biraz romantik, azıcık gerçekçi , Roma'dan olsun filan derken neuronlarım birbirine karışıyorlar biraz...    
  • "Zaman Sensin" desem, "Zaman Benim" desem, "Kum Saati" desem tam ortasından ikiye bölünmüş kalbimi anlatır mı sizlere, hani "gelirken bura için, gidince ora için, iki kez yaralandın, bir yarım yara için" diyor ya Özdemir Asaf... "Dahilden Gazel" olsa, "Etiketsiz Yazılar" koysam... O kadar önemsiyorum ki etiketimi inanamazsınız...
  • ... Hava çok sıcak... Sıcak ötesi, nemli yapış yapış... Acayip kavurucu bir rüzgar esiyor... Federico babasıyla çıkacağı küçük hafta sonu tatilinden hiç hoşnut değil... Yanaklarından süzülen yaşları siliyorum... Çok eğleneceksin biliyorum diyorum... 
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4

MPG'den...

SE NON ORA, QUANDO? (10. LİSTE / 1 HAFTA)

14 Şubat 2011 Pazartesi

 

Italya’da ozellikle hukumetin ileri gelenlerinin adlarinin cokca anildigi son olaylara artik duyarsiz kalamayan kadinlar, “se non ora, quando ?“ yani "simdi degilse ne zaman "?adini verdikleri kadinlik onurunu hatirlatma hareketi cercevesinde meydanlardaydilar bugun...

 

Yaklasik 1 milyon kadin, hicbir partinin bayragini ya da sloganini tasimadan, hicbir “ahlak” elestirisinde bulunmadan ve kimseyi yargilamadiklarini soyleyerek cok basarili bir eylem yaptilar...

 

Sloganlari cok ama cok hosuma gitti...

 

Simdi degilse, ne zaman?

 

 

Budizmde de benzer bir dusunce var, simdi, su an mutlu olmayi hedeflemek, mutlulugu yarina ertelememek, olaylara baglamamak, su da olsa, bu da tamamlansa diye kosullar one surmemek...

 

Siz 2011 yilina iste oyle kararli girdiniz... “Simdi” dediniz, basladiniz...

 

Zerafetin, şefkatin, güzelliğin simgesi, talihli, cömert, duyarlı, kültürlü, sanatkar Tavşan; 2011’in barış, eğlence, aşk, romantizm ve sanat alanlarını tetikleyecek bir yıl olacağını müjdeliyor... Bu yil, tüm insanlığı etkileyecek eserler, akımlar çıkabilir diyor Nilambara son yazisinda...

 

Ben Tavsan yilinda dogmusum, guzel bir yil oluyor 2011... Ama hep inandigim birsey var benim, hani su meshur sozdeki gibi, "Sen gunlere birsey getirmezsen, gunler sana birsey getirmez" diyen... Yani bir cok sey bizim elimizde, yapabiliriz, degistirebiliriz, cevirebiliriz...

 

 

 

Insanin kendine karsi verdigi mucadele, hayatta kazanilmasi en zor olandir... o nedenle ben coktan beri kendimle mucadele etmiyorum, uzlasma yoluna gidiyorum...

 

Size kucuk bir sir vereyim...

 

Ayda birgun kendime izin veriyorum. O gun ozellikle kosturmayacagim, keyif gunu olsun istiyorum. Zaten kendiliginden olusuyor kosullar ve o gun, saglikli sagliksiz diye bakmadan canimin cektigini yiyorum.

 

 

En “big” inden fast food mu? Olsun olsun 1000 kalori olsun, patatesi, kolasi ile (max 600 dur de hadi neyse...), dev bir kuru yemis canagi, hatta kovasi mi, yaninda da buz gibi kolasi mi, upuzun boru gibi paketin icinde sira sira dizilmis, agzinizda kranc kranc yapan o 2000 kalorilik cipsler mi, bir tencere bulgur pilavi (burada soz konusu olan porsiyonun abartisidir tabii), yaninda ayran ve kofte mi, icine 1 kasiktan yarim sise fazla yag konmus, dev bir salata mi (ben bir canak salatayi 300 kalorilik hale getirebilirm bahse var misiniz?) , yiyip bayilacaginiz yarim kilo baklava mi? her ne ise onu yiyorum... Genellikle evdeyken, yalniz oldugum bir dinlenme gununde, bir film izlerken, yeni bir kitaba baslamisken, Turkiye’den gazeteler gelmisken yapiyorum bunu...

 

Bu ayin izin gununde Antonio ve Federico kayaga gitmislerdi, ben evde kaldim, Harry Potter'in son filmini izledim, yarim kavanoz tahini, ekmekle yedim, Can'in annesi getirmisti bana Turkiye'den. Taris'in tahiniymis, Tahin kalsiyumdan cok zengin, ama onun icin degil, canim cektigi icin, cok sevdigim icin yedim... Koy ekmegi ile birlikte nefisti...,

 

Dunyanin sonu olmuyor, aklim hicbir seyde kalmiyor.

 

Onun disinda bizim evde, genel hatlariyla Italyan –Akdeniz modeli beslenme uygulaniyor, sadece belki bir gun fazladan et yeniyor ama bu sadece benim zaman yonetimim yuzunden ve bu konuda en kisa zamanda bir duzenleme yapacagim ve size de bu modeli butun ayrintilariyla anlatacagim...

 

Gelelim onumuzdeki haftaya...

 

Bu artik bir sarsilma haftasi, biraz hizlanalim ve bakalim neler oluyor.

 

Sabah kalkar kalkmaz iki bardak su veya ihlamur

 

KAHVALTI:

 

1 dilim ekmek

1 dilim beyaz peynir

5-6 zeytin

1 tatli kasigi bal veya recel

Haftada iki gun haslanmis veya rafadan yumurta

Bol yesillik (maydanoz, roka, dere otu vs)

 

ARA OGUN

1 elma veya 1 portakal veya iki mandalin ve iki kucuk biskuvi

 

OGLE YEMEGI: 

Herhangi bir etli sebze yemegi (kiymali karnabahar mesela)

Veya

Izgara tavuk, balik ve salata

Veya

izgara ya da haslanmis tavuk ve haslanmis sebze

(ekmek, pilav, makarna, pure vs yok)

 

ARA OGUN:

1 fincan sutlu kahve

Veya

1 kase yogurt ve bir kucuk meyve (kiwi olabilir ornegin)

Bu ara ogunu sabahinkiyle degistirmeyin, ogleden sonra biskuvi yok cunku

 

AKSAM YEMEGI :

Oglen yemegi gibi

 

Zor bir hafta, ozellikle karbonhidrat bagimlilari icin ya da ekmek, makarna, pilav sevenler icin dayanmasi guc ama haftaya hepsi soframiza donecek...

 

Su icmeyi, yuruyus yapmayi ve yemege koydugunuz yaga ve porsiyonlariniza dikkat etmeyi unutmayin lutfen...

 

Hepinize iyi haftalar diliyorum.

 

14 Subat 2011'Roma