Mevsimlerden Roma

  • Mutfak penceresinden dışarıya bakıyoruz... Bak yapraklar dökülmeye başladılar bile diyorum, belki değişik renklerde toplayıp bana getirirsin birkaç tane... Burnunu çekiyor.. Hava çok sıcak. Çok nemli.. Çok yapış yapış... Ama rüzgar var.. Güneş gökyüzünde ama gökyüzü grimsi... Anne bu mevsimin adı ne diyor.. Bu mevsimin adı Roma diyorum... (30 Ağustos 2007' Roma)
  • 25 Nisan 2008 Cuma... Merhaba! Ben geldim... Günlerdir yatıyorum kalkıyorum kendime bir etiket düşünüyorum. Gazete köşelerine, şiir kitaplarina, sevdiğim şeyleri not ettiğim kırmızı defterime bakıyorum. Hem esprili olsun, hem de ciddi... Biraz romantik, azıcık gerçekçi , Roma'dan olsun filan derken neuronlarım birbirine karışıyorlar biraz...    
  • "Zaman Sensin" desem, "Zaman Benim" desem, "Kum Saati" desem tam ortasından ikiye bölünmüş kalbimi anlatır mı sizlere, hani "gelirken bura için, gidince ora için, iki kez yaralandın, bir yarım yara için" diyor ya Özdemir Asaf... "Dahilden Gazel" olsa, "Etiketsiz Yazılar" koysam... O kadar önemsiyorum ki etiketimi inanamazsınız...
  • ... Hava çok sıcak... Sıcak ötesi, nemli yapış yapış... Acayip kavurucu bir rüzgar esiyor... Federico babasıyla çıkacağı küçük hafta sonu tatilinden hiç hoşnut değil... Yanaklarından süzülen yaşları siliyorum... Çok eğleneceksin biliyorum diyorum... 
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4

MPG'den...

HÍNCÍ N'OLCAK...?

14 Temmuz 2009 Salı

 

Evin insaniydi Yeter hanim.. Cocuklugumdan beri anneannemlerin evinde gormeye alistigim, benimsedigim biriydi.. Ben mecburi hizmetten donup, Ankara’da yalniz yasamaya baslayinca, bana haftada bir yardima gelmeye karar vermis, gununu kendi secmis, geldiginde de neyi nasil istiyorsa o sekilde “hizaya sokmustu” Or-An sehrindeki evimi..

Kapidan girer girmez, “bu ne daginiklik” diye soylenmeye baslar, “akilli giye giye, aptal da yuya yuya eskitir urbasini” diye her cikardigimi hemen yikamama laf dokundurur, evi hallac pamugu gibi atar, bir yandan da bu dunyada bir insanin evlenebilecegi sayili hayirsizlardan olan kocasinin yaptiklarini anlata anlata bir hal olurdu.. Yemegin ustune kahvesini pisirip eline verdigimde, yuzume bakar, “netcem ben bu kocayla he, hinci n’olcak?” diye bana sorardi..

Hayat daha umut etme fasliydi benim icin.. Hicbir “hinci n’olcak ?”’in cevabi yoktu kafamda.. Sorular da yoktu zaten.. Bilmezdim cevabini, bugun de bircogunu bilmedigim gibi..

Dogrudur, bir cok “hinci n’olcak” ’in cevabini bilmem ama bildiklerimin bazilarini da iyi bilirim dogrusu..

Verilen kilolarin nasil geri alinmayacagi, ve kilo vermenin durdugu zamanlarda ne yapilacagi bu iyi bildiklerim arasindadir.. Keske Yeter Hanim, "verdigim kilolari almamak icin hinci ne yapmem lazim? diye sorsaydi da , sip diye verseydim cevabini...

.

.

Cok sevdigim arkadaslarimdan biri (adi bende sakli, meslektastir kendisi) bu dunyada varolan butun sacma sapan diyetleri denemis, lastik top gibi kilolari bir alip bir vermis, kulaklarina igneler batirtmis, kereviz saplari kemirerek omur tuketmis, sonunda tam da cok hoslandigi erkek karsidan geliyorken, tansiyonu dusup bayilinca, diyet maceralarina son vermis ve bana bu konuda ona yaptigim elestiriler icin zaman zaman kùserek, “herkes senin kadar sansli degil, ben su icsem yariyor, ama hakkaten yariyor, beni rahat birak” diye fircayi cekip, beni kendi metabolizmam ile ilgili dusuncelere gark etmisti.... Haksizlik ediyordu arkadasim..

Bana da su icsem yariyor.. Ama “hakkaten” yariyor..

Ozellikle, Cumhuriyet Lokantasinda bana 2,5 porsiyon iskender dedigimde “ortaya mi ?” diye soran garsona, “hayir bana” diye cevap verebildikten sonra, sicak olsun diye 1+1+ ½ olcusunde yenmis iskenderin ustune, bir de hosmerim tatlisi yiyip, uzerine afiyetle kahvemi yudumlarken, yaninda getirdikleri 1 bardak buz gibi kazdagi suyu acaip yariyor...

Acik ekmegin icine (bizim koyde oyle diyorlar sevgili Babis, biz yuha ekmegi bilmeyiz) mis gibi otlu Van peynirini (bulursam tabii) koyup dùrùm yaptiktan sonra, yediklerimin sayisini unutup, yaninda ictigim caylar yetmeyince, kana kana ictigim bardak bardak su acaip yariyor..

Erzincan tarhanasini tabakla degil, tencereyle degil kazanla icebilme kapasitem, borek tepsisinin acilisini once koselerinden, sonra citir kenarlarina, sonra bu citir bu degil diye bakmadan ortalarina kaydirirken basan hararet yuzunden ictigim birkac bardak su acaip yariyor.. 

Su gercekten cok besleyici.... Yemekten once zeytinyagina tuz, biber, kekik ekleyip, ekmegin kenariyla yemeler, benden 600-700 kalori daha fazla almasi gereken Federico ile spagetti yeme yarislari yapmalar, patates kizartmasinin yaninda acilmis buz gibi kolalar, dumani ustunde taze kesilmis makarnalar, saglikli diye tercih edilen baliklarin kizgin yagda pismis halleri (sissssssssssstttt, kizartma demeyin, kizarim valla ...), romlu babà tatlisi, icleri ancuezli kayinvalide elinden cikma bir cesit mayali hamur olan panzerottiler, erikli nohut yemeginin suyuna ekmek banmalar filan yorunca insani, sizin en saglikli icecek sandiginiz bir bardak suyun kalorisi o kadar yuksek ki, inanin sasarsiniz..

Bu arada harika dogru bilgiler veriyorum, 20 yas genc, 20 santim daha uzun olsaydim, mutlaka beslenme ile ilgili konusan bir manken olurdum gibime geliyor!..

İste su oyle yarayinca, benim gibi pek tartilmayan biri bile, Trussardi marka ev pantolonunun beli dar gelmeye baslayinca (kendisi 12 yillik, cok sevilen bir pantolon oldugundan saygiyla anilmaktadir) anliyor ki, “hinci n’olcek” sorusu cok yakinda ve onlem almak en iyisi..

Simdi biraz ciddi olayim ve sizin ev pantolonunuzun beli de dar geliyorsa, ne yapacaksiniz yazayim..

Oncelikle bu asamaya gelmemeye calismak, en dogru yaklasim. Yani kilo verene kadar saglikli beslenme kurallari uygulayip, bu yaklasimi fiziksel aktiviteyle desteklemek, kilo verir vermez de, eski aliskanliklara ve beslenme bicimine donmek sizi sadece yorar. Verdiginiz kilolari hem de fazlasiyla alma hiziniza kendiniz bile sasarsiniz..

Yani diyet, aslinda kilo verene kadar uygulanan, zar zor, oflaya poflaya yapilan sonra biraz kilo verir vermez terkedilen bir program degil, bir yasam bicimidir. Daha once de yazmistim. “Diyet”, yunancada dogru yasama kurallari anlamina gelir.

O nedenle arzu ettiginiz kiloya ulastiginizda, daha fazla zayiflamak istemiyorsaniz, yediginiz miktarlari cok az artiracak ve daha once yaptigimizin aksine, tartinizi koydugunuz yerden bulup cikartacaksiniz. Hergun tartilmak yok, her hafta tartilmak ta yok.. 15 gunde 1 tartilacaksiniz ve kilo vermeye devam ediyorsaniz, yine yediginiz miktarlari cok azar azar artiracaksiniz.. eger 500 gramin uzerinde kilo aldiysaniz, o zaman duracak, “ne yapiyorum acaba?” diye kendinize soracaksiniz?

 

 

-yag miktarini mi artirdiniz?

Sadece yemek pisirirken degil, sectiginiz etin, sutun ve peynirin de yag miktarlarini akliniza getirin..

-sekerli besinlere olan ilginiz geri mi dondu?

Kendinize sorun, ne kadar tatli, hangi cins tatli ve ne zamanlar tatli yiyorsunuz? Yasaminizda varolan bosluklar, cikolata ile dolmuyor.. elbetteki yiyin, ama her tatliyi her zaman yemeyin ve porsiyonlari abartmayin..

-fazla ve bos kalorili karbonhidratlar mi aliyorsunuz?

Biskuvi, kek, borek, cips derken, ekmegin basi, boregin son dilimi, dogun gunu pastasi atilmasin, yeni bir chees cake tarifi filan derken, tartilar yeniden tasiyamaz olmasin sizi..?

-gunde 3 ana ogun, en az iki ara ogun yapmaniz gerektigini unuttunuz mu?

Unutmayin, siz ac kaldikca, metabolizmaniz kendini emniyete almak icin kalorileri harcamak konusunda iyice cimrilesir.. 5 hatta 6 ogun, ama olculu yiyeceksiniz.. Yasak besin yok ama bazi besinler her ogun (sebze, meyve), bazilari hergun (ekmek, yogurt, sut gibi), bazilari haftada iki kez (balik, tavuk, yumurta, baklagiller), bazilari haftada 1-2 kez (kirmizi et), bazilari arada bir (dondurma, baklava, kalbura basma, ic pilav, icli kofte vs), bazilari 40 yilda bir yenecek (kizartmalar ornegin..)

-kahvalti etmiyor musunuz?

Sonraki ogunlere fazla ac ulasip, cok asiri mi yiyorsunuz?

-ara ogunlerde fazla kalorili yiyecekler mi tuketiyorsunuz?

Kek, borek, cerez, kurabiye bazen yiyeceksiniz ama hergun ve her ara ogunde degil.. Hele oglen yemegi yemeden kabul gunune gitme adeti var ya, sizi mahvediyor.. ikna edin grubunuzu 1 tatli, bir tuzlu ya da bir biber dolmasi, bir dilim borek ama aksam yemeginde sadece corba, ve 4 kasik sebze yemegi yenecek..

-su icmiyor musunuz?

Ve herseyden onemlisi

-YETERINCE HAREKET ETMIYOR MUSUNUZ?

Hareket etme aliskanliginizi sakin kaybetmeyin.. Her firsatta hareket edin ve kalori yakmanin, almaktan daha zor oldugunu unutmayin..

Ve yine , aldiginiz kalori harcadiginizdan fazla oldugunda, verdiginiz kilolari geri almanizin kacinilmaz oldugunu da unutmayin..

Ustelik ilerleyen yasla birlikte bazal metabolizma hiziniz yavaslar ve, duzenli ve dogru bir sekilde beslenseniz bile, her yil biraz kilo alirsiniz..

O nedenle bilgili ve bilincli bireyler olarak, sizlerle birlikte yasayanlari da dusunerek, saglikli beslenme aliskanliklarini bir sure icin degil, hayat boyu kalmak uzere edinmek en dogru davranis bicimidir..

(bu konuya devam edecegim..)

............................................................................................

Bu arada beni merak etmissiniz.. Tesekkur ederim.. Yorgunluklar cok yogun bir is temposu ile birlikte uzerime yigilinca, biraz keyfim kacti ama, hersey yolunda.. hepinize tesekkurler..

Bu arada beni Roma’da gorup gulumsedigini dusunen sevgili arkadasima diyorum ki, indirim ilk gununde gorulebilecegim tek yer prada magazasinin kapisindaki kuyruk olabilirdi ama ne yazik ki nobetciydim hastanede..

Kilo koruma konusuna ara vermeden devam edecegim..

Bu aksam, 40 yilda birler faslinda turk restoranina gidiyorum is yerinden arkadaslarla birlikte.. Yani su icecegim ve yarayacak ama afiyetle...

 

14 temmuz 2009'Roma